Gazeteabc/ Haber: Adiviye ElbaşOsmangazi Belediyesi tarafından belediye meclis toplantı salonunda, Osmangazi ilçesine yönelik kararların ele alındığı Mart ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi.
Düzenlenen meclis toplantısında gündem maddeleri öncesinde parti grup sözcülerine söz hakkı verildi. AK Parti grup sözcüsü: “28 Şubat, milletin iradesine silah doğrultan kirli bir zihniyetin adıdır. Başörtüsüne, inanca ve özgürlüğe savaş açan cuntacı aklın karanlık izidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vesayet odaklarına karşı verilen mücadele, aziz milletimizin kararı ve duruşuyla mühürlenmiştir. Artık bu topraklarda cuntaya yer yoktur. Milletin iradesinin üstünde başka bir güç yoktur. Bizler dün olduğu gibi bugün de bu tür darbeci anlayışların karşısında durmaya; demokrasiye, hukuka ve milli iradeye sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Sözcüsü: “İsrail’in İran’a yönelik saldırısını şiddetle kınıyoruz. İran’ın kaderini İran halkı belirler. Dışarıdan müdahalelerle bu ülkeye demokrasi gelmez. Savaş büyük bir yıkımdır. Kadınların, çocukların ve masum insanların ölmesi; evsiz kalmak ve zorunlu göç etmek demektir. Bu nedenle savaşın bir an önce durmasını, istikrarın sağlanmasını ve barışın tesis edilmesini istiyoruz. bugün burada sadece bir siyasi tartışmayı değil, demokrasimizin temel ilkelerini ilgilendiren çok önemli bir meseleyi dile getirmek istiyorum. Son bir yıl içinde Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına yönelik tutuklama kararları, son olarak da Bolu Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcanhakkında verilen tutuklama kararı yalnızca ilgili kişilerle sınırlı bir konu değildir. Bu durum; seçme ve seçilme hakkına, yerel demokrasinin işleyişine ve millet iradesine dair soru işaretleri doğurmaktadır. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isteriz: Hukukun üstünlüğü hepimiz için vazgeçilmezdir. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Ancak hukuk, adalet duygusunu zedeleyecek şekilde ve siyasi tartışmaların gölgesinde uygulanıyorsa, burada hepimizin durup düşünmesi gerekir. Masumiyet karinesi evrensel hukukun temel ilkelerinden biridir. Yargı süreçleri tamamlanmadan verilen ağır tedbirler kamu vicdanında telafisi zor yaralar açmaktadır.
Belediye başkanları doğrudan halkın oylarıyla seçilmiş kişilerdir. Onlara verilen görev sadece idari bir yetki değil, aynı zamanda milletin sandıkta tecelli eden iradesidir. Bu iradeye yönelik her müdahale, vatandaşlarımızın demokratik tercihine yönelmiş bir müdahale olarak algılanmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler; şeffaflıktan, hesap verebilirlikten ve hukukun üstünlüğünden yanayız. Eğer bir iddia varsa elbette bağımsız ve tarafsız bir yargı tarafından incelenmelidir. Ancak tutuklama gibi en ağır koruma tedbirlerinin istisnai olması gerekirken bir cezalandırma aracına dönüşmesi kabul edilemez. Son olarak şunu ifade etmek isterim ki demokrasi sadece sandık günü hatırlanacak bir kavram değildir. Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak halkın iradesine, hukukun üstünlüğüne ve demokratik değerlere sahip çıkmaya devam edeceğimizi ifade ediyor; belediye başkanlarımızın bir an evvel görevlerine iade edilmesini ve tutuksuz yargılanmalarını talep ediyoruz.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü: “Davutlar Caddesi’nde, T2 tramvayı yapılırken oluşturulan ve trafik akışında ciddi aksamaya neden olan orta refüjün kaldırılmasıyla ilgili konuyu, gerek meclis kürsüsünden gerekse çeşitli platformlardan defalarca dile getirmemize rağmen bugüne kadar konunun muhatabı olan Büyükşehir Belediyesi tarafından ne bir açıklama yapılmış ne de çözüme dair bir adım atılmıştır. Bursa trafiğine bir nebze olsun katkı sunacağını düşündüğümüz bu uygulamanın bir an önce hayata geçirilmesini, bölgeyi kullanan vatandaşlarımız adına tekrar talep ediyoruz. Son dönemlerde belediyemizin şirketi olan OKİ Kültür ve Sosyal Hizmetler Şirketi’nin, belediyemizin doğrudan temin yoluyla yaptığı alımların bir numaralı tedarikçisi olduğunu gözlemliyoruz. Kurumsal projelerin tanıtımına yönelik prodüksiyon hizmetlerinden sanatçı teminine, ses sistemi, DJ performansı, çadır süsleme, konaklama, teknik personel hizmetleri ve Noel Baba’lı yılbaşı kutlamalarının organizasyonuna kadar; hediye olarak dağıtılmak üzere kalem alımına dek birçok sektörü ilgilendiren alımların doğrudan temin yoluyla yapılması ve ihale gerçekleştirilmemiş olması izaha muhtaçtır. Çok sayıda sektörü ilgilendiren bu mal ve hizmet alımlarının OKİ üzerinden yapılması neden tercih edilmektedir? Meclis üyelerimizin katılımıyla oluşturulacak bir komisyon ile OKİ başta olmak üzere belediye şirketlerinin denetlenerek şeffaf bir raporla kamuoyuna açıklanması yerinde olacaktır.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve belediye başkan yardımcısı Süleyman Can, irtikap suçundan tutuklanmıştır. Arapça “yiyicilik” anlamına gelen irtikap suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenmiştir. Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına ya da bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Alınan kararların hukuki kararlar olduğu açıktır. Her benzer tutuklamadan sonra, iddianame dahi ortaya çıkmadan benzer tepkilerde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi, davaların temelini teşkil eden ihbar ve iftiraların kendi partilileri tarafından yapıldığı gerçeğini idrak etmelidir. Tanju Özcan, Suriyeli sığınmacılarla ilgili ayrımcı ve insan haklarına aykırı uygulamalarıyla gündeme gelmiştir. Katıldığı bir televizyon programında “Kendim hukukçuyum. Bu sefer nikâh ücretlerine ve sularına on kat zam yaptım.” şeklinde ifadeler kullanmış; Fatih Altaylı’nın “Bu yasal mıydı?” sorusuna ise “Yasal değildi.” yanıtını vermiştir. Hukuku istediği gibi eğip bükebileceğini zanneden bu zata tavsiyem; yaptığı ayrımcı ve insan onurunu zedeleyici davranışlarıyla hangi mazlumun, hangi öksüzün ahını aldım da başıma bu işler geldi diye başını iki elinin arasına alıp düşünmesidir. “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” Sözlerime burada son verirken, meclis grup toplantısında alınan kararların şehrimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi grup sözcüsünün Tanju Özcan yorumuna karşı Cumhuriyet Halk Partisi Grup Sözcüsü “Bahsettiğiniz hukuk bir gün size de lazım olcaktır. Lütfen seçilmiş insanlar hakkında tutuklama noktasında değerlendirme yapmayın ve hüküm vermeyin. Seçilmiş insanlara bu kadar eziyet edilmemelidir. Gün gelir, size de başkalarına da aynı şeyler yapılabilir. O zaman da yine biz mücadele edeceğiz, yine biz hukuku savunacağız. Çünkü hukuk herkese lazımdır. Hukukun ve adaletin olmadığı hiçbir yerde toplum huzurlu olamaz. Bunu da böyle biliniz.” dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü eleştiriye cevap olarak: “Kendisinin durumunun ne olduğu budur; benim hüküm vermem mümkün değildir. Ancak seçilmiş olmak, bir insana suç işleme özgürlüğü vermez. Anayasa ve kanunun ilgili maddelerine göre suç, yalnızca iddianamede yer alanlarla sınırlı değildir; katalog suçlar da bu kapsamda değerlendirilir. Tutuklama ise bir tedbir kararı olarak uygulanır. Bu nedenle tutuklama, seçilmiş kişiler için kesinlikle farklı bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir.” dedi.
Yapılan eleştiriler ve konuşmalardan sonra söz alan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın: “Evet, sizin de ilk defa ifade ettiğiniz üzere ana caddemiz tamamen otopark gibi kullanılıyor. Çarşamba’daki otoparkımızla ilgili de hem uygun fiyatlandırma hem de orada tıkanma yaşanmaması açısından defalarca görüşmeler yaptık. Hatta geçen hafta mahalledeki iftarımızda muhtara da sorduk: “Ne oldu?” diye. Kendisi de “Hiçbiri gelmiyor, gelmek de istemiyorlar.” dedi. Biz de oradaki araçların kaldırılması ve park alanlarının açılabilmesi için Büyükşehir Belediyesi’ne Fethişehir olarak yazımızı yazdık ve süreci takip ediyoruz. Çünkü sorumluluk alanı bizde değil; söylediğiniz doğru. Hem ortadaki refüj hem de parklanmalar gerçekten o bölgeyi tıkıyor, trafik sorununu artırıyor ve ekonomik olarak da bir kayıp söz konusu oluyor. Ayrıca doğrudan temin, yılbaşı çadırı ya da sizin söylediğiniz tarihlerle ilgili bazı iddialar dile getiriliyor ama böyle bir durum yok. O alan yılbaşı sokağı olarak da, Ramazan Sokağı olarak da kullanılan bir açık hava şenlik alanıdır. Belediyemizde bununla ilgili herhangi bir doğrudan temin ya da ücret karşılığı yapılan bir işlem bulunmamaktadır. Kendilerinin mutlu tedarikler kapsamında uyumladıkları bir açık hava etkinlik alanıdır. Özel talepler doğrultusunda yapılan bazı uygulamalar ise bizimle ilgili değildir. Bizden önce de mevzuat gereği yapılan tamamen yasal işlemlerdir. Zaten bir sonraki aylık toplantımızda 2025 yılı kesin hesap raporlarını da paylaşacağız. Ben kabaca rakamlara baktım; o zaman daha detaylı şekilde açıklayacağız. Doğrudan teminlerin azaltılması ve açık ihale yönteminin artırılması yönünde çalışmalar yapıyoruz. Ortalama katılım sayısı yaklaşık altı firma civarında. Bazı ihalelerde bu sayı on civarına çıkarken, bazılarında dört ya da beş olabiliyor; ancak ortalama altı firma katılımı var. Bu da bize önemli bir avantaj sağlıyor. Rekabet sayesinde yaklaşık yüzde yirmi civarında bir iskonto elde ediyoruz. Sadece 2025 yılı için bu durum yüz milyon liranın üzerinde bir alım avantajı sağlıyor. Dolayısıyla biz, göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şeffaflık ve bütçenin yönetilebilirliği açısından bu konunun takibini yapıyoruz.
Bolu Belediye Başkanımızın gözaltına alınması konusuna değinmek istiyorum. Burada hukukçular da vardır ve bildiği gibi şu anda birçok belediye başkanıyla ilgili süreçler yaşanıyor. Bizim de yaklaşık on altı belediye başkanımız bu süreçteydi; son gelişmelerle sayı değişti. Ancak hepsinin söylediği ortak bir nokta var: Delil karartma şüphesi yok, yurt dışına kaçma şüphesi yok ve yaptıkları işlerle ilgili ifade vermekten kaçınma niyetleri de yok. Çağırırsınız, her Türk vatandaşı gibi gider ifadesini verir. Eğer suçluysa, yargılama sonucunda cezasını çeker. Bu hepimiz için geçerli bir durumdur. Ancak daha önce de örneklerini verdik. Şu anki Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı dönemindeki davalarda ne gözaltı ne de tutukluluk tedbirinin uygulanmadığı, yargılamaların tutuksuz yapılabildiği gerçeği ortadadır. Burada ise ilk tedbirin tutuklama olması konusunu grup sözcümüz de dile getirdi. Biz bunun doğru bir işlem olmadığını düşünüyoruz. Elbette yanlış işler varsa herkes yargılanır ve yargı sonucunda cezasını çeker. Bu konuda herkes aynı noktada. İster AK Partili, ister MHP’li, ister CHP’li belediyeler olsun; tüm siyasetçiler ve 86 milyon vatandaş için adalet, demokrasi, hukuk sistemi, tarafsız yargı ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri geçerlidir. Olaylara bu açıdan bakmazsak herkes zarar görür. Günün sonunda gemi su almaya başladığında, yukarıdakiler “Biz batmayız.” diye düşünebilir ama aslında herkes etkilenir; bazıları daha erken, bazıları biraz daha geç. Ben meseleye bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum ve şimdi gündemimize geçiyorum.” dedi.

