İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde, Kazlıçeşme sahilinde balık tutan vatandaşların ihbarı üzerine harekete geçen ekipler, denizde bir anne ve kızının cansız bedenine ulaştı. Yapılan incelemeler sonucunda hayatını kaybedenlerin 30 yaşındaki Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı olduğu belirlendi. Olayın ardındaki iddialar ve devam eden hukuk mücadelesi kamuoyunda geniş yankı buldu.
“Öldürülüp İntihar Süsü Verilebilir” Demişti
Fatma Nur Çelik’in ölümü, geçmişte verdiği röportajları yeniden gündeme getirdi. Bir vakıf yöneticisi tarafından istismara uğradığını iddia eden ve hukuk mücadelesi yürüten Çelik, açıklamalarında can güvenliğinden endişe ettiğini vurgulamıştı. Çelik’in, “Beni öldürüp intihar süsü verebilirler” şeklindeki sözleri, olayın şüpheli boyutunu artırdı. Çelik’in avukatı Buse Naz Güneş ise olayın bir intihar olmadığını savunarak hukuki sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

İstismar Davasında Karar Duruşması Mayıs Ayındaydı
Hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik’in, uğradığı istismarla ilgili açılan davada karar aşamasına gelindiği öğrenildi. Davanın kritik önem taşıyan karar duruşmasının Mayıs ayında görülmesi bekleniyordu. Anne ve kızın ölümüyle ilgili emniyet birimleri tarafından çok yönlü soruşturma yürütülüyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan Açıklama
Olayın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak sürece dair detayları paylaştı. Bakanlık, çocuğun sağlık durumunun risk altında olması sebebiyle 2 Mart tarihinde acil koruma kararı çıkartıldığını ancak aynı gün verilen adrese gidildiğinde aileye ulaşılamadığını belirtti.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
-
Çocuğun öz babası tarafından istismara uğradığı iddiasıyla ilgili mahkeme kararıyla sağlık ve danışmanlık tedbiri uygulandığı,
-
Annenin, çocuğun gerekli olan yatılı psikiyatrik tedavi ve sevklerini kabul etmediği,
-
Sağlık sürecinin aksamaması için koruma kararı alındığı ancak ailenin adreste bulunamadığı kaydedildi.
“Sürecin Çarpıtılması Kabul Edilemez”
Bakanlık ayrıca, kurumun anne ve çocuğu korumaya yönelik girişimlerinin bazı medya organları ve sivil toplum kuruluşları tarafından “anne ile çocuğu ayırma çabası” şeklinde yansıtılmasını eleştirdi. Bu tür iddiaların “gerçek dışı ve sorumsuz” olduğunu vurgulayan Bakanlık, kamuoyunu ve medya mensuplarını bu tür hassas konularda daha titiz davranmaya davet etti.


