07 Ocak 2026 Çarşamba
Gazeteabc/ Haber: Adiviye ElbaşOsmangazi Belediyesi tarafından belediye meclis toplantı salonunda Ocak ayı meclis toplantısı düzenlendi. Düzenlenen toplantıya Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın Başkanlık etti.
Meclis toplantısında gündem maddeleri öncesinde parti grup sözcülerine söz hakkı verildi. Söz hakkı alan Osmangazi Belediye meclisi AK Parti Grup Sözcüsü: “Ak parti meclis üyesi: “Maalesef trafik şiddeti, son dönemlerde çok sık karşılaştığımız ciddi bir sorun hâline gelmiştir. Geçtiğimiz günlerde Osmanlı Halkı Belediye Meclisi üyemiz, değerli arkadaşımız Sayın Öztekurduk, trafikte seyir hâlindeyken kendini bilmez kişiler tarafından bu tür bir saldırıya maruz kalmıştır. Bu çirkin saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Meclis üyemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa sürede gerekli cezai işlemlere çarptırılmasını temenni ediyoruz. Eğer bu konuda bir mücadele söz konusuysa, AK Partili Belediye Başkanımız Sayın Altan Kurtuluş başta olmak üzere, grubumuz adına kendilerine teşekkür etmek istiyoruz. Teşekkür ederim.” dedi.
Osmangazi Belediye meclisi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Sözcüsü: “Dün Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’e düzenlenen saldırı girişimini şiddetle kınıyoruz. Uluslararası hukukunu hiçe sayarak Venezuela Başkanını koltuğundan alıp ABD’ye götüren Amerika Başkanını kınıyoruz. Meclis üyemiz Özlem Bodur’a trafikte olan saldırıya ilişkin elimizden gelen her şeyi yapacağımızı iletiyoruz ve kendisine geçmiş olsun diliyoruz. 2025 yılını geride bıraktık. Ne yazık ki bu yıl, toplumumuz açısından oldukça zor bir yıl olmuştur. Yaşanan can kayıpları, trafik kazaları, yangınlar, terör saldırıları, iş kazaları; hukuksuz tutuklamalar ve kayyum uygulamaları, çocuk ve kadın cinayetleri, tutuklanan gazeteciler; yoksulluğa ve yokluğa mahkûm edilen emekliler ile asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlar, hafızalarımızda derin izler bırakmıştır. Ülkemizin içinden geçtiği bu zorlu süreç, yerel yönetimlerin ve sosyal belediyeciliğin önemini her zamankinden daha görünür hâle getirmiştir. Bu dönemde Osmangazi Belediyesi, mazeret üretmeden, halkın yanında duran bir anlayışla çalışmalarını sürdürmüştür.
Tüm zorluklara rağmen 2025 yılı, Osmangazi Belediyesi’nde dayanışmanın, adaletin ve halkçı belediyeciliğin güçlendiği bir yıl olmuştur. 2026 yılı ise bu anlayışı daha da ileriye taşıyacağımız bir yıl olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bizler; Belediye Başkanımız Sayın Erkan Aydın ile birlikte, meclisimizin ortak aklıyla Osmangazi Belediyesi’ni yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin örnek belediyelerinden biri hâline getirme kararlılığındayız. Uçaklara ve gösterişe israf eden değil, halk için üreten bir anlayışı savunuyoruz. Çocukların aç kalmadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, emeklilerin yoksulluğa mahkûm edilmediği bir Türkiye istiyoruz. Kimsenin düşüncesi, kimliği ya da siyasi görüşü nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmadığı; hukukun herkese eşit uygulandığı bir ülke talep ediyoruz. Kadını yok sayan, haklarını ve yaşamlarını gasp eden gerici ve erkek egemen anlayışın sona ermesini; eşitliğin, adaletin ve özgürlüğün egemen olduğu bir toplumsal düzenin kurulmasını savunuyoruz.” dedi.
Osmangazi Belediye meclisi Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü: “Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sayın Başkanım; geçtiğimiz haftalarda Olay Gazetesi’ne verdiğiniz demeçte, kamuoyunda EVYAM olarak bilinen Engelli ve Yaşlı Bakım Merkezleriyle ilgili olarak belediyenin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan prim borçlarına karşılık bir devir ya da satış sürecinin yeniden gündeme getirildiğini ifade ettiniz. Oysa 7 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirdiğiniz lansman toplantısında açıkça şu ifadeleri kullandınız: “İsrafı keseceğiz. O kaynaklarla kreşler, Alzheimer merkezleri, gıda ve emekli desteklerini hayata geçireceğiz.” Bugün gelinen noktada ise yeni merkezler açmak bir yana, mevcut Alzheimer merkezlerinin kiralanması hatta satılması gündeme getirilmiştir. Bu doğrultuda meclisten karar alınmış ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yazılı başvuru yapılarak söz konusu merkezin, ödenmeyen SGK prim borçlarına karşılık devri talep edilmiştir.
Buradan açıkça soruyoruz: Bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir belediyecilik pratiğidir? Bursa kamuoyuna ve Osmangazili hemşehrilerimize sesleniyorum: Kamu kaynaklarıyla inşa edilmiş, büyük bir ihtiyacı karşılayan bu merkezlere hep birlikte sahip çıkmalıyız. Yaklaşık 10 milyar liralık bütçesi ve 3 bini aşkın personeliyle Osmangazi Belediyesi bu merkezleri layıkıyla işletebilecek kapasiteye sahiptir. Yeter ki yönetenlerin niyeti olsun. Merhum Mehmet Âkif Ersoy’un dediği gibi: “Yıkmak, yapmak kadar kıymetli mi zannederler? Yıkmak insanlara yakmak kadar kolay gelir. Ama bir Süleyman daha lâzım, bir de Sinan.” Bu memlekette ne Süleymanlar tükenir ne de Sinanlar. Yıkmaya heves edenlere karşı, yapmayı ve korumayı bilenler her zaman olacaktır. Göreve geldiğiniz günden bu yana geçen yaklaşık iki yıllık süreçte, kent genelindeki atık toplama faaliyetlerinin ihalesiz ve sözleşmesiz şekilde yürütüldüğü fiilen ortaya çıkmıştır. Bu durum, kamu ciddiyeti ve kamu yönetimi ilkeleriyle bağdaşmamaktadır ve derhâl son verilmelidir.
Meclis tutanaklarından da açıkça görüldüğü üzere, söz konusu firmaların belediyeye ait alanları işgal ettikleri gerekçesiyle işgaliye bedeli ödedikleri anlaşılmaktadır. Ancak bu bedellerin güncel piyasa rayiçlerinin oldukça altında olduğu açıktır. İhaleler; rekabeti sağlamak, kamu yararını korumak ve belediyenin en yüksek faydayı elde etmesi için yapılır. İki firmanın, “Aylık 300 bin ile 390 bin lira arasında bedel ödemeye hazırız” şeklinde belediyeye başvurmuş olması, ihale yapılmaması nedeniyle ciddi bir kamu zararının oluştuğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca toplanan kıyafetlerin belediyeye teslim edilmediği, doğrudan firmaya ait depolara götürüldüğü yönünde ciddi iddialar ve görüntüler tarafımıza ulaşmıştır. Eğer bu işlem belediye adına yapılıyorsa, bunun teslim-tesellüm tutanakları, ambar ve muhasebe kayıtları açıkça ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle;
– İhaleye yasaklı firmayla neden çalışıldığı,
– İşgaliye bedelinin hangi kriterlere göre belirlendiği,
– Toplanan kıyafetlerin akıbetinin ne olduğu
konularında kamuoyunu tatmin edecek şeffaf, belgeli ve açık bir açıklama yapılmasını talep ediyoruz. Son olarak; 2026 Mali Yılı Bütçe görüşmelerinde de dile getirdiğimiz üzere, Emlak Vergisi artışlarına ilişkin mevcut uygulama artık kalıcı ve öngörülebilir bir yasal zemine kavuşturulmalıdır. Yasal düzenlemeler süreç tamamlandıktan sonra değil, en baştan net kurallarla yapılmalıdır. Aksi hâlde kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı ve mükellefler açısından ciddi mağduriyetler kaçınılmaz olacaktır.” dedi.
Grup sözcülerinin konuşmalarının ardından yapılan eleştirilere cevap veren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın: “Sözde sol bir parti’ denildiğinde kastedilenin Cumhuriyet Halk Partisi olduğu ifade ediliyor. Oysa Cumhuriyet Halk Partisi sözde değil; bu ülkenin kurucu partisidir. Bugün baktığımızda Milliyetçi Hareket Partisi’nin dahi siyasi kökleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinden çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi, bu partinin temelini oluşturur. Bu tarih esas alındığında Cumhuriyet Halk Partisi, 127 yıllık bir siyasi geleneğin temsilcisidir. Yani Cumhuriyet Halk Partisi ‘sözde’ bir parti değil; bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini veren, Cumhuriyet’i kuran ve devletin temellerini atan kurucu partidir” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi, kurtuluşta vardır, kuruluşta vardır; ülkenin başına gelen her kritik dönemeçte bu milletin yanında olmuştur ve bundan sonra da var olmaya devam edecektir. Ancak burada yeni bir tartışma alanı açmak istemiyoruz. “Sözde sol” söylemleri üzerinden, bir yandan milliyetçilik iddiasında bulunup diğer yandan terör örgütü elebaşlarını “kurucu önder” olarak tanımlamaya çalışan anlayışlara prim vermiyoruz. Bu tür tartışmaları körüklemenin, toplumu ayrıştırmanın kimseye bir faydası yoktur. Bizim derdimiz polemik üretmek değil; bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü ve ortak geleceğini savunmaktır.
Devletin bir kurumunun başka bir devlet kurumuna devri ya da tahsisi olağan bir uygulamadır. Nasıl ki Osmangazi Belediyesi tarafından yapılan atletizm merkezi bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı olarak işletiliyorsa, burada da benzer bir durum söz konusudur. Yani bir başkasına verilen bir ayrıcalık yoktur, keyfi bir işlem yapılmamıştır. Bu süreç, geçmişten gelen SGK ve sigorta borçlarının kapatılması amacıyla yürütülmüştür. Amaç, belediyenin mali yapısında kara delikler oluşmasını engellemek, meydanı canlandırmak ve sosyal hayatı hareketlendirmektir. Söz konusu firmanın ihaleye yasaklı olduğu ortaya çıktıktan sonra yapılan ihale iptal edilmiştir. Firma bu karara karşı dava açmış ve bir mahkeme süreci yaşanmıştır. Mahkeme kararına rağmen, sözleşme yine aynı firmayla imzalanmamıştır. Firma isim değiştirerek başka şirketler kurmuş, ancak bu firmalar da fiilen aynı yapının devamı olmuştur. İkinci ihale süreci de aynı nedenle iptal edilmiş ve yine sözleşme imzalanmamıştır. Üç kez ihale yapılmış, üçü de hukuki nedenlerle iptal edilmiştir. Mahkeme kararı olmasına rağmen belediye olarak imza atılmamıştır. Bu durumda, yeni bir ihale yapılana kadar mevzuatın izin verdiği şekilde geçici hizmet alımı yöntemiyle süreç yürütülmektedir. Yani anlatıldığı gibi keyfi, başıboş ya da denetimsiz bir durum söz konusu değildir. Sorumluluk hâlâ belediyededir ve denetim devam etmektedir. Burada bedelsiz kullanım, hukuksuz işgal ya da usulsüz tahsil edilen bir ücret söz konusu değildir. İşgaliye alınmadığı iddia edilse de ortada fiili bir işgal yoktur. Yeni ihale elbette yeniden yapılacaktır ve belediyenin bu konuda bir geri adımı yoktur.
Gelirlerimizin gerçekleşme oranı yaklaşık yüzde 82 seviyesindedir. Giderlerle aradaki fark ise yaklaşık yüzde 5 civarındadır. Bu da Türkiye genelinde gelir-gider dengesini bu seviyede tutabilen en iyi belediyelerin yüzde 1’lik diliminde yer aldığımız anlamına gelmektedir. Bunun nedeni, gelirimize göre harcama yapmamız ve ayağımızı yorganımıza göre uzatmamızdır. Şeffaflığı her geçen gün daha da artırıyoruz. Göreve geldiğimizden bu yana doğrudan teminleri azalttık, açık ihale oranlarını artırdık, rekabeti güçlendirdik ve kırım oranlarını yüzde 70’ler seviyesinde tuttuk. Bugün ihalelere bakıldığında, pek çok belediyede 2–3 firmanın katıldığı işler, bizde 10, 11, 15 hatta 17 firmanın katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Bu rekabet hem fiyatların düşmesini sağlamakta hem de kamu kaynaklarının doğru ve verimli kullanılmasına katkı sunmaktadır. Dolayısıyla bu bütçe, iddia edildiği gibi “balon” bir bütçe değildir. Aksine, rakamlarla, verilerle ve denetimle ayakta duran bir bütçedir. Yıl sonunda, Aralık ayı meclis toplantısında bu verileri hep birlikte değerlendireceğiz. Şeffaflıktan ve hesap vermekten hiçbir çekincemiz yoktur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda partinin üye sayısının 11 milyon 543 bin 301’e ulaştığını açıkladı. Erdoğan, “AK Partimiz zirvedeki yerini 2025 yılında da korudu. İkinci sıradaki ana muhalefet partisine fark attık. CHP ile aramızdaki üye sayısı farkı 9,6 milyondan fazladır” dedi.
Partiye yeni katılan milletvekillerine rozetlerini takarak, “Aramıza hoş geldiniz, şeref verdiniz” diyen Erdoğan, AK Parti’nin kapısının ülkesine ve milletine hizmet etmek isteyen herkese açık olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025 yılını değerlendirirken, “Geride bıraktığımız yıl boyunca son 23 yıldır olduğu gibi milletimiz için gece gündüz çalıştık. Muhalefetin sokak nümayişlerinden başka icraatının olmadığı bir dönemde biz ‘Aşkla çalışan yorulmaz’ düsturuyla hizmet ettik” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesinde yapılan çalışmalara da değinen Erdoğan, “455 bin afet konutunun kurasını yıl bitmeden çekerek depremzede kardeşlerimize verdiğimiz sözleri tuttuk” dedi.
Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 2026 bütçesine de değinerek, “Yaklaşık 19 trilyon lira değerindeki bütçemiz insan merkezli, üretim ve ihracat ekonomisine dayalı bir vizyonla hazırlandı. Bütçemizi tavizsiz uygulayarak ekonomideki hedeflerimize ulaşacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı, 2026’yı reform yılı ilan ederek, “Türkiye Yüzyılı reform programımızı Meclisimizin desteğiyle hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın dijital tehditlerden korunmasından sosyal yardım sistemimizin yeniden gözden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazede reformlar hayata geçecek” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, dünyadaki jeopolitik ve ekonomik gelişmelere de değinerek, “Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının ortasındayız. Bu küresel fırtınadan Türkiye’yi selamete ulaştıracak kadro bellidir: AK Parti ve Cumhur İttifakı” dedi.
Başkent Ankara’ya su veremeyen belediyeler ve muhalefet eleştirilerine de değinen Erdoğan, “Bunu seçim zamanı vaat yağmuruna tutup bugün vatandaşına hizmet edemeyenlere bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin halka hesap vermeyi ilke edindiğini belirterek, “Biz hayal satıp, yerine getiremeyeceğimiz sözler vermedik. Verdiğimiz sözü tutmak için tüm imkanlarımızı seferber ettik” dedi.

İran’daki protestolar sürerken İngiliz milletvekili Tom Tugendhat’tan dikkat çeken bir iddia geldi. Tugendhat, Rus kargo uçaklarının Tahran’a indiğine ve büyük miktarda altının İran’dan çıkarıldığına dair haberler olduğunu belirtti. Parlamentoya yaptığı konuşmada, “Ayrıca Rus kargo uçaklarının Tahran’a gelip indiğini, muhtemelen silah ve mühimmat taşıdığını görüyoruz. İran’dan büyük miktarda altın çıktığına dair haberler de var” dedi.
Tugendhat, haberlerin İran yönetiminin olası bir düşüş sonrası hayata hazırlandığını gösterip göstermediğini sordu. İngiltere Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bakanı Hamish Falconer ise konuyla ilgili detay veremeyeceğini belirterek, İran halkının toplanma ve protesto hakkının vazgeçilmez bir hak olduğunu vurguladı.
İran’da 28 Aralık 2025’te, yerel para biriminin döviz kurlarına karşı hızlı değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Kapalı Çarşı’da başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayıldı. Tesnim Haber Ajansı’na göre, gösterilerde yaralanan polis sayısı 568’e, Besic milis gücü ise 66’ya ulaştı.
ABD Başkanı Donald Trump, protestocuların öldürülmesi halinde ABD’nin müdahale edeceğini ve Tahran yönetimine sert bir darbe vuracağını açıklamıştı. Devrim Muhafızları Ordusu ise 5 Ocak’ta yaptığı açıklamada, göstericilere müsamaha gösterilmeyeceğini duyurdu.

The New York Times’ın haberine göre, Venezuela’nın devrik lideri Nicolás Maduro’nun ABD’deki yargılanmasına bakan 92 yaşındaki federal yargıç Alvin K. Hellerstein’ın dosyadan çekilmesi gerektiği yönündeki tartışmalar artıyor. Eleştiriler, davanın hem hukuki hem siyasi açıdan son derece karmaşık olması ve yargıcın yaşı nedeniyle süreci sağlıklı yürütemeyebileceği endişesi etrafında yoğunlaşıyor.
New York’taki federal mahkemede pazartesi günü yapılan kısa duruşmada, Maduro ve eşi Cilia Flores, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer ağır suçlamalar karşısında suçsuz olduklarını beyan etti. Ancak bu adımın ardından, devlet başkanı dokunulmazlığı, Venezuela’da sanıkların yakalanması ve yargılanabilirlikleri gibi daha önce emsal teşkil etmemiş konularda uzun ve zorlu ön duruşmaların yapılması bekleniyor.
Dosyanın karmaşıklığı, yargıcın bir sonraki duruşmayı Mart ayının ortasına kadar planlamamasından anlaşılabiliyor. Yargı çevrelerine göre, davanın 2027’den önce başlaması güç. O tarihte Hellerstein 93 yaşında olacak. Uzun sürecek yargılama boyunca kamuoyu baskısı altında kritik kararlar vermesi gerekecek.
1998 yılında dönemin ABD Başkanı Bill Clinton tarafından atanan Hellerstein, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nin saygın isimlerinden biri olarak biliniyor. 11 Eylül saldırıları sonrasında açılan önemli davalara bakmış, emeklilik hakkı olmasına rağmen görevini sürdürmüş bir isim. Ancak son yıllarda performansına ilişkin soru işaretleri artmış durumda.
Geçen yıl JPMorgan Chase’i 175 milyon dolar dolandırmaktan hüküm giyen girişimci Charlie Javice’in altı haftalık davasında bazı basın organları, yargıcın duruşmalar sırasında zaman zaman uyuduğunu yazmıştı. Savunma bu durumu yeni yargılama talebine gerekçe gösterirken, savcılar ve avukatların yargıcı incitmemek için resmi bir adım atmaktan kaçındığı iddia edildi. Eleştirmenler, benzer bir durumun Maduro davasında yaşanmasının ABD yargı sisteminin uluslararası itibarı açısından ciddi sorun yaratacağını savunuyor.
ABD hukuk sisteminde bir yargıcın yaş veya sağlık gerekçesiyle görevden çekilmesini zorlayacak açık bir mekanizma bulunmuyor. Genellikle meslektaşlar, gayriresmi telkinlerde bulunuyor. Bu kapsamda, New York Güney Bölgesi’nin başyargıcı Laura Taylor Swain’in, Hellerstein’a davadan çekilmesi yönünde çağrı yapması gerektiği görüşü dile getiriliyor.Yargıcın şimdi çekilmesi halinde dosya, aynı mahkemede görev yapan yaklaşık 30 uygun yargıçtan birine yeniden dağıtılabilir. Aksi takdirde, sürecin ilerleyen aşamalarında yaşanabilecek sağlık sorunları davanın gecikmesine yol açabilir. 

Altın, ons başına yaklaşık 4.459 dolara gerileyerek son iki gündür süren yükselişini durdurdu. Yatırımcılar jeopolitik riskleri ikinci plana atıp yakından beklenen ABD ekonomik verilerine odaklandı. Özellikle Cuma günü açıklanacak Aralık ayı istihdam raporu, Fed’in para politikası yönü hakkında önemli ipuçları sunabilir.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyesi Neel Kashkari, artan işsizlik oranının ileride faiz indirim ihtimalini güçlendirebileceğini belirtti. Piyasalar şu anda bu yıl için iki faiz indirimi bekliyor.
Jeopolitik riskler değerli metal fiyatlarını desteklemeye devam ederken, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakalaması sonrası ABD Başkanı Trump, Washington’un Venezuela hükümetine müdahale edebileceğini ve işbirliği sağlanmaması hâlinde daha fazla askeri seçenek değerlendirebileceğini söyledi. Bu gelişme piyasalarda belirsizlik yarattı.Beyaz Saray ayrıca Grönland ile ilgili olası askeri müdahaleyi dışlamadığını bildirirken, Çin’in potansiyel askeri kullanıma sahip ürünlere ihracat kontrolü getirmesi sonrası Çin–Japonya gerilimi de arttı.
Ons altın fiyatı güne 4.493 dolardan başlarken, gün içinde en düşük 4.459 dolar, en yüksek 4.500 dolar seviyelerini gördü; şu sıralar yaklaşık 4.465 dolardan işlem görüyor.
Gram altın da güne 6.216 liradan başlarken, gün içinde en düşük 6.174 lira, en yüksek 6.228 lira seviyelerini test etti ve şu sıralar yaklaşık 6.180 liradan alıcı buluyor.
Gümüş fiyatları da ons başına 80 doların altına düşerek üç günlük yükselişini sonlandırdı. Yatırımcılar hâlen ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi ve artan Asya jeopolitik gerilimlerinin güvenli liman metallere etkilerini değerlendirmeye devam ediyor.
Ons gümüş güne 81,30 dolardan başlarken, gün içinde en düşük 79,51 dolar, en yüksek 82,75 dolar seviyelerini gördü; şu anda 80,04 dolardan işlem görüyor.
Gram gümüş ise güne 112,7 liradan başladı ve gün içi hareketlerin ardından yaklaşık 110,9 liradan alıcı buluyor.
