29 Ocak 2026 Perşembe

Avrupa Birliği Komisyonu, göç ve vize politikalarını birbirine entegre edecek kapsamlı bir strateji önerisiyle sahneye çıktı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen ile İç İlişkiler ve Göçden sorumlu üye Magnus Brunner, ortak basın toplantısında yeni yol haritasını açıkladı.Virkkunen, “Vize politikamız günümüzün jeopolitik gerçeklerini, küresel rekabeti ve gelişen güvenlik sorunlarını yansıtmalı. AB, değerlerimize sadık kalırken çıkarlarımızı savunmak için tüm araçlarımızı kullanacak” dedi.
AB’nin vizeyi daha stratejik ve koordineli kullanmayı hedeflediğini vurgulayan Virkkunen, “Bu amaçla ilk kapsamlı AB vize stratejisini öneriyoruz. Güvenilir ortaklar için netlik ve verimlilik, tehditlere yanıt için daha güçlü araçlar şart” ifadelerini kullandı.Virkkunen ayrıca, “Özellikle hızla büyüyen şirketler için hedefli, hızlı bir AB vize programının uygulanabilirliğini değerlendirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Brunner, göç ve vize stratejilerinin birbirinden ayrılamayacağını belirterek, “Birlikte ilerlemeleri gerekiyor. Bu iki stratejiyle AB’ye kimin gireceği, kimin kalacağı ve kimin ayrılacağı konusunda yeni bir yol haritası belirliyoruz” dedi.“AB’ye vizesiz seyahat bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalık sorumlulukları da beraberinde getirir” diyen Brunner, üçüncü ülkelerin vize muafiyeti için objektif kriterleri karşılaması gerektiğini vurguladı.
Gazetecilerin Türkiye ile ilgili sorusunu yanıtlayan Brunner, “Herkesle görüşüyoruz. Belirli bir ülke yok, ancak objektif, adil ve sağlam kurallar hazırlamamız gerekiyor. AB dışındaki ortaklarımızla bunu görüşüyoruz” dedi.
AB’nin yeni vize stratejisi, vizesiz seyahat, güvenlik, dijitalleşme ve yetenek çekme alanlarında kapsamlı düzenlemeler içeriyor.
Strateji, güvenilir yolcular için avantajlar da öngörüyor:
Yeni Vize Askıya Alma Mekanizması ile, mevcut vizesiz seyahat rejimleri düzenli olarak izlenecek. Kötüye kullanım önlenecek ve yükümlülüklerini yerine getiren ülkeler için uygulama güvence altına alınacak.
AB, nitelikli iş gücü, öğrenciler, araştırmacılar ve yenilikçi girişimciler için mevzuatta değişiklikler değerlendirecek.


Sosyal medyada etkileşim uğruna küçük çocuğunu dudağından öpen annenin görüntülerinin gündem olmasının ardından, benzer nitelikte yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Bu kez bir annenin, 9 yaşındaki kızını canlı yayında izleyicilerden para toplamak amacıyla dans ettirdiği anlara ait görüntüler kamuoyunda infial yarattı.
Söz konusu videolarda, annenin küçük çocuğu kamera karşısına geçirerek canlı yayın açtığı ve izleyicilerden gelen bağışlar karşılığında kızını oryantal benzeri figürlerle dans etmeye yönlendirdiği görüldü. Kısa sürede farklı platformlarda yayılan görüntüler, sosyal medya kullanıcılarının sert tepkisine yol açtı.
Videoyu izleyen kullanıcılar, paylaşımların altına ilgili kamu kurumlarını etiketleyerek acil müdahale çağrısında bulundu. Olayın çocuk istismarı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan kullanıcılar, annenin hakkında yasal işlem başlatılmasını talep etti.


NTV’den Sinan Kunter’in haberine göre, Casperlar örgütünün sosyal medya yanı sıra GTA ve Fortnite gibi çevrim içi oyunları, mesajlaşmak ve çeteye yeni çocuklar katmak için kullandığı ortaya çıktı. Polis, bu yöntemleri sanal devriye sırasında tespit etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, Casperlar’ın cezaevine giren üyelerine de kripto kelimelerle yazılmış mektuplar gönderdiği belirtildi.“GSM Hattım Yoktu”Örgüte katılan çocuk K.D.A., lider Hamuş Atız ile iletişimini şöyle anlattı: “Telefonumda GSM hattı takılı değildi. Etrafta bulunan kişilerden internet bağlantısı yapıyor ve bu şekilde mesajlaşıyordum.” Adli Bilişim Uzmanı Mustafa Sansar, internet paylaşan kişilerin karşı tarafın eylemlerinden sorumlu olabileceğini belirtti. Sansar, “Chat, sesli veya görüntülü iletişim imkânı sunan platformlarda şifreli konuşmalarla işlemler yapılabiliyor.” dedi.


Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi’nin, Narin Güran cinayetiyle bağlantılı olarak “suçluyu kayırma” suçundan yargılanan 15 sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerini bozmasının ardından dava yeniden görülmeye başladı. İstinaf kararında, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları sürenin hükmedilen cezalara yaklaşmasının infaza dönüşme riski doğurduğu belirtilerek tahliyelerine karar verildi. Böylece dosyada tutuklu sanık kalmadı.
21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde kaybolan Narin Güran’ın cesedi, 19 gün süren arama çalışmalarının ardından dere yatağında çuval içinde ve taşlarla kapatılmış halde bulundu. Ana dava, Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Bu dosyada amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve cesedi dereye taşıdığını itiraf eden komşu Nevzat Bahtiyar hakkında ağır cezalar talep edilmişti.
Ana davada verilen hükümler sonrası dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, Salim Güran, Yüksel Güran ve Enes Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı. Nevzat Bahtiyar yönünden ise karar, eylemin “kasten öldürmeye yardım” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozuldu ve dosya yeniden Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Cinayet soruşturması kapsamında aralarında suça sürüklenen çocukların da bulunduğu 15 kişi hakkında “suçluyu kayırma” suçundan iki ayrı iddianame hazırlandı. Dosyalar Diyarbakır 17’nci Asliye Ceza Mahkemesi ile Diyarbakır 2’nci Çocuk Mahkemesi’nde birleştirilerek karara bağlandı.Yerel mahkeme, bazı sanıklara 3 yıl ile 3 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezaları verdi. Tutuklu sanıklar B.G., F.G. ve M.G.’nin tutukluluklarının devamına, bazı sanıkların ise tahliyesine karar verilmişti.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, “suçluyu kayırma” suçunun oluşup oluşmayacağının, Narin Güran ana davasının sonucuna bağlı olduğunu belirtti. Ana dosyanın Yargıtay aşamasında olması nedeniyle iki dava arasında bekletici mesele ilişkisi bulunduğu vurgulandı.
İstinaf kararında, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları sürenin verilen cezalara yaklaşmasının infaza dönüşme riski doğurduğu kaydedildi. B.G., F.G. ve M.G., yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Böylece “suçluyu kayırma” dosyasında artık tutuklu sanık kalmadı.
Bozma kararının ardından 15 sanığın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 17’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmaya bazı sanıklar ve avukatları katıldı. Dosyada katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UCİM’in istinaf başvuruları ise reddedildi.
Mahkeme, “suçluyu kayırma” dosyasının ana dava ile birleştirilip birleştirilmeyeceğine dair Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nden muvafakat isteyecek. Duruşma, bu hususun değerlendirilmesi için 11 Haziran’a ertelendi.

İstanbul’un en yoğun noktalarından biri olan Fatih Eminönü güne silah sesleriyle uyandı. Tarihi Mısır Çarşısı girişinde meydana gelen olayda, iki kişi arasındaki tartışma silahlı saldırıya dönüştü. Saldırganın, vurduğu yaralının başında beklediği anlar ise çevredeki vatandaşların kamerasına yansıdı.
Olay, bugün saat 11.00 sıralarında Fatih’te yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Mısır Çarşısı girişinde bir araya gelen B.A. ile A.U. arasında “alacak verecek” iddiasıyla sözlü tartışma başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma, fiziksel kavgaya evrildi.

Kavga esnasında belindeki silaha sarılan B.A., husumetlisi A.U.’ya ateş açtı. Vücuduna isabet eden mermilerle ağır yaralanan A.U. kanlar içinde yere yığıldı. Olayın en dikkat çeken detayı ise, saldırgan B.A.’nın kaçmak yerine yaraladığı şahsın başında bir süre beklemesi oldu. O anlar çevredekiler tarafından saniye saniye kaydedildi.
Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Emniyete götürülen zanlının sorgusu sürerken, olay yeri inceleme ekipleri bölgede detaylı çalışma başlattı.
