Basın Emekçileri Bursa’da Aynı Masada
Gazeteabc/ Haber: Adiviye ElbaşBursa Büyükşehir Belediyesi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında kentte görev yapan basın mensuplarını bir araya getiren anlamlı bir program gerçekleştirdi.
Kaybettiğimiz Haklar İçin Direnmeliyiz
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Tayfun Çavuşoğlu: “George Orwell diyorki gazetecilik birilerinin istemediği konuları yazmaktır. Birilerinin istemediğini yazmak basının 4. Güç olmasını sağlayan denetim görevini sağlar. Gazetecilik bu çerçevede tanımlanıyor ve sorun taşıyor. 1960 yılına kadar her türlü özlük haklara sahiptir. Direnmek zorundayız 1961 den bu yana kaybettiğimiz bütün haklardan kaybettiğimiz bütün haklar için direnmek zorundayız.” dedi.
Gazeteciler susturulduğunda toplumun sesi kısılır
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylık: “Bugün burada 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir aradayız. Ancak ne yazık ki bu anlamlı günü olması gerektiği gibi bir bayram coşkusuyla değil, mesleğimizin karşı karşıya olduğu ağır sorunların gölgesinde; dayanışma ve mücadele duygusuyla karşılıyoruz. 10 Ocak, 1961 yılında 212 sayılı yasanın hayata geçirilmesiyle gazeteciler açısından büyük bir anlam kazanmıştır. Bu tarih, gazetecilerin hak ve özgürlük mücadelesinin simgesi olduğu kadar, basının demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunun da tarihsel bir hatırlatıcısıdır. Ancak gelinen noktada gazetecilerin çalışma koşulları, mesleki güvenceleri ve ifade özgürlüğü ciddi biçimde aşınmış durumdadır. Uzun süredir ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibarsızlaştırma, dijital alanda artan denetim ve hukuki belirsizliklerle kuşatılmış durumdayız. Gazeteciler yalnızca geçim mücadelesi vermekle kalmamakta, mesleklerini icra ederken sürekli bir baskı ve belirsizlik ortamıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu tablo, sadece basın emekçilerinin değil, toplumun haber alma hakkının da doğrudan zarar görmesi anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram günü olarak değil; gerçekleri konuşma, sorunları görünür kılma ve çözüm taleplerimizi güçlü biçimde dile getirme günü olarak değerlendiriyoruz. Çünkü basın özgürlüğü zayıfladığında demokrasi de zayıflar; gazeteciler susturulduğunda toplumun sesi kısılır. Bu düşüncelerle, basın mensuplarının içinde bulunduğu durumu ve sorunlarımızın temel kaynağını oluşturan kapsamlı bir basın meslek yasası eksikliğini bir kez daha kamuoyu önünde dile getirmek istiyorum. Yaklaşık yirmi altı yıldır ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma, mesleki itibar kaybı, dijital mecralara yönelik artan kontrol ve hukuki belirsizliklerle karşı karşıyayız. Basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, dijital yayıncılıktan mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere acilen ihtiyaç vardır. Mevcut boşluklar, etik dışı, rant ve şantaja dayalı bir yayıncılığı teşvik etmekte; hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin gazeteci kimliğiyle sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum, gerçek gazetecilere ve mesleğin itibarına ciddi zarar vermektedir. Unutulmamalıdır ki özgür basın yoksa demokrasi eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Ülke olarak basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız. 10 Ocak’ı gerçek anlamda bir bayram olarak kutlayabileceğimiz; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışa en kısa sürede ulaşmayı diliyorum.” dedi.
Gerçekleştirilen programda günün anlam ve önemine ilişkin açıklamalarda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey: “Basın özgürlüğü kavramını değerlendirirken, özgürlüğü kişisel anlamda ele almak gerekir. Özgürlük, bireyin kendi alanı içinde var olmasıdır; bir kişinin özgürlük alanı, başka bir kişinin özgürlük alanının içine girmez. Benim özgürlüğüm sizin özgürlüğünüzü sınırlamaz, sizin özgürlüğünüz de benimkini ihlal etmez. Özgürlük tanımı tam olarak budur. Özgürlük, her şeyi sınırsızca yapmak anlamına gelmez; herkesin kendi alanında, sorumluluk bilinciyle hareket etmesini ifade eder. Bu nedenle özgürlük kavramının zaman zaman olduğundan fazla ya da yanlış algılandığını düşünüyorum. Basın özgürlüğünü ise dördüncü kuvvet olarak; eleştiri hakkını kullanan, toplum ve kamuoyu adına denetim görevini üstlenen, bu sorumluluğu çekinmeden yerine getiren bir mekanizma olarak değerlendiriyorum. Elbette bu eleştiri yapılırken kişilik haklarına saygı gösterilmeli, kimsenin özel alanına girilmemelidir. Ben basını yalnızca haber alma hakkının bir parçası olarak değil, aynı zamanda demokrasiye, adalete ve geleceğe sahip çıkma hakkının temel unsurlarından biri olarak görüyorum. Özgür, bağımsız ve güçlü bir basın olmadan şeffaf bir yönetimden söz edemeyiz. Güvenli bir toplumdan da bahsedemeyiz. Basın kuruluşlarının varlığı; temiz yönetimin, toplumsal denetimin ve ortak aklın en önemli güvencelerinden biridir. Yöneticilerin eleştiriye açık olması gerekir. Kamu adına denetim görevini yürüten siz değerli basın mensuplarının bu eleştiri hakkını kullanması bir zorunluluktur. Sıkça dile getirdiğimiz gibi basın, dördüncü kuvvettir. Bugün de açıkça görüyoruz ki doğru, zamanında ve sorumlu biçimde yapılan her haber, toplumun sağlığına, güvenliğine ve huzuruna doğrudan katkı sunmaktadır.
Ne yazık ki gazetecilik mesleği uzun süredir baskılar altındadır. Sansür, erişim engelleri ve cezalarla zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Haber alma hakkının önüne konulan engeller, tutuklu gazeteciler, kapatılan yayınlar ve dijital mecralara getirilen kısıtlamalar kabul edilebilir değildir. Buna rağmen sizler, tüm zorluklara karşın mesleğinizi sürdürmek için büyük bir çaba gösteriyorsunuz. Bunun için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Gazetecilik büyük bir sorumluluk mesleğidir. Gerçekleri çarpıtmadan, belgeye dayandırarak, algı yönetimine teslim olmadan ve bilgiyi doğrulayarak yapılan habercilik, toplumun vicdanıdır. Yanlış bilgilerle yönlendirilen ya da algıyla yönetilmeye çalışılan bir kamuoyu değil, hakikatle buluşan bir toplum hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Sorumlu gazetecilik; yapay gündemler oluşturmak değil, gerçeği doğru, eksiksiz ve belgeli biçimde kamuoyuna aktarmaktır. Kamu yararını önceleyen, insan onurunu gözeten ve gerçeği merkeze alan bir basın anlayışı demokrasiyi güçlendirir, toplumsal güveni büyütür. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak özgür ve sorumlu basını demokrasimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Elbette eleştireceksiniz. Yaklaşık yirmi yedi yıllık görev sürem boyunca hiçbir gazeteciye “Bunu niye yazdın?” demedim. Çünkü gazeteciliğin kamu vicdanını temsil eden çok önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyorum. Saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum. Elbette zaman zaman “Keşke bu konuda benden de bilgi alsaydın” dediğim olmuştur; ancak bu, eleştiriye karşı olmak değil, doğru bilginin tamamlanması isteğidir. Sizlerin toplumsal sorumluluğunuzu ve denetim görevinizi yerine getirdiğinize inanıyorum.
Şeffaf bir yönetim anlayışı sunmaya çalışıyoruz. Yanlışlar olabilir; sizler uyardığınızda biz de gereğini yapmak, hatadan dönmek ve eksikleri gidermekle yükümlüyüz. Kamuoyunu bilgilendirmek adına zamanından ve özel yaşamından fedakârlık eden basın emekçileriyle bugün bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yazılarını okuduğumuz meslektaşlarımızla yüz yüze gelip selamlaşmak benim için de çok değerli. İnanıyorum ki sizlerin emeği sayesinde ülkemizin ve kentimizin yarınları daha aydınlık, daha adil ve daha güvenli olacaktır. Basının gücü ve özgürlüğü arttıkça toplumun umudu da büyüyecektir. Bugün sizlerle güzel bir haberi de paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki günlerde Yunuseli Ağaçlandırma Alanı’nda, her bir basın mensubu adına bir ağaç dikeceğiz. Gençlik Bursa’ya, geçim Bursa’ya ve yeniden yeşil Bursa hedefimize birlikte katkı sunacağız. Sizlerin emeği ve teşvikiyle bu hedefe hep birlikte ulaşacağımıza inanıyorum. Başta Uğur Mumcu olmak üzere, Abdi İpekçi, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı ve demokrasi uğruna, kamu adına denetim görevini yerine getirirken hayatını kaybeden tüm basın mensuplarını rahmetle anıyorum. Mekânları cennet olsun. Cezaevinde bulunan gazeteci arkadaşlarımızı da anıyor, bir an önce özgürlüklerine kavuşarak kalemlerini yeniden toplumun vicdanı için kullanmalarını temenni ediyorum. Hakikati savunmaktan vazgeçmeyen tüm basın emekçileriyle dayanışma duygularımı paylaşıyorum. Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum. Nerede bir şiddet varsa karşısındayız, kınıyoruz.” dedi.